Cımbızınıza İncelikler Takılsın

Cımbızıma Takılanlar

Afrika’dan Bir Yaşam Felsefesi: Ubuntu

Afrikadan-Bir-Yasam-Felsefesi-Ubuntu-cimbiz-ucu-563X750

Bazen ne deriz,

“Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.”

Doğru, bazen harika dayanışma örnekleri gösteriyoruz. Birlik olup birilerine dokunabiliyoruz. Fakat kazanmanın, tüketmenin, bireyciliğin bu kadar revaçta olduğu, kendini sevmenin pek yanlış anlaşıldığı bu çağda ben değil biz demek kolay mı? İşte biraz bunun üzerine düşünmek ve Afrika’dan bir yaşam felsefesi Ubuntu’dan bahsetmek istiyorum.

Ubuntu’nun hikâyesi şöyle anlatılır: Afrika’da çalışan bir antropolog çocukları toplar ve onlarla bir oyun oynayacağını söyler. İleride bir ağacın altına meyve bırakmıştır ve oraya ulaşan ilk kişi ödül olarak bu meyveleri kazanacaktır. Antropolog “Haydi başlayın,” dediğinde çocukların hepsi el ele tutuşur ve birlikte koşmaya başlar. Meyveleri de hep birlikte yerler. Neden böyle yaptıklarını soran antropolog şu cevapla karşılaşır: “Biz ‘Ubuntu’ yaptık. Yarışsaydık yarışı kazanan bir kişi olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir? Oysa biz Ubuntu yaparak hepimiz yedik.”

İyileştirilmiş koşullar istiyorsak bunu hepimiz için isteyebiliriz, o an yanımızda bir dilim kek varsa bunu ikiye bölüp yanımızdaki ile paylaşabiliriz, biri düştüğünde onu hep beraber yerden kaldırabiliriz. Büyük ya da küçük adımlarla, hayatımıza Ubuntu’yu dahil edebiliriz, ne dersiniz? Bencilliğin arşa çıktığı bu çağda birlikte olmanın, paylaşmanın tadını hatırlasak, fena olmaz sanki.

Nobel Barış Ödülü sahibi, Güney Afrikalı Başpiskopos Desmond Tutu ubuntu ile ilgili şöyle diyor: Ubuntu’ya inanan bir insan diğerlerine açıktır, diğerlerine olumludur, diğerleri iyi ve yetenekli olduğunda tehdit altında hissetmez, onun daha büyük bir bütünün parçası olduğunu bilmekten gelen bir özgüveni vardır ve diğerleri aşağılandığında, küçük düştüğünde, zulme uğradığında ya da ezildiğinde kendini de aşağılanmış hisseder.”

Nelson Mandela’da Ubuntu’ya inananlardan. Bir de şunu eklemek isterim konu ile ilgili olarak John Boorman’ın yönettiği, Juliette Binoche ve Samuel L. Jackson’ın rol aldığı “Benim Ülkemde” (Country Of My Skull ) filmini izleyebilirsiniz.

Belki de asıl sorgulamamız gereken mutlu ve iyi olmaya neden bu kadar ihtiyaç duyduğumuzdur. Hygge, Lagom, Lykke, Ikıgai… Dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen mutluluk felsefeleri. Bakalım bunları nasıl mahallileştireceğiz:) Cımbızınıza “ubuntulu günler” takılsın. Hoşça kalın.

Yazar Hakkında

Hayat akıyor, zaman akıyor, boşlukta birçok ‘’an’’ takılı kalıyor. Ben de bu ‘’an’’lardan ‘’bir şeyler’’ cımbızlıyorum. Sanatçılar, kitaplar, filmler, arkeoloji, güncel meseleler gibi birçok konuda yazıyorum. Anekdotlar aktarıyorum. Paylaştığım fotoğrafların öyküsünü yazıyorum. Merak ettiklerimin peşine düşüp farklı yerlerde yaşayan, anlatacak hikâyeleri olan insanlarla röportaj yapıyorum. Bazen güncel meseleler ile ilgili bir iki kelam ediyorum. Aslında yerinde durmayan yaşamı bir köşesinden yakalamaya çalışıyorum. Umuyorum ki sizin de cımbızınıza incelikler takılsın.
İlgili Diğer Yazılarım
Cımbızıma Takılanlar

The Queen’s Gambit (2020)

Cımbızıma Takılanlar

Deprem Psikolojisi Hakkında

Cımbızıma Takılanlar

Blood of Zeus (2020)

Cımbızıma Takılanlar

Kitap Nasıl Okunur

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

beş × üç =